Case 39
Y: Christian Alvart
“Damien, bak yavrum bu kız tam sana göre: Huyu huyuna, suyu suyuna”
-bu yazı azman ipucu içerir, izlemediyseniz okumayınız-
1976 yapımlı film ile başlayan ve 2006’daki yeniden çevirimi ile birlikte 4 filmlik bir efsane olan -yeniden çevirimde bence vasatın üzerindeydi- The Omen serisi, korkuseverlerin mutlak izlemesi gereken veyahut izlediği bir seridir. The Omen’da içine şeytan kaçan çocuğun hikayesi dini bilgiler eşliğinde anlatılıyordu izleyiciye. Tam da The Exorcist dönemlerinde, dini korkunun yükselişe geçtiği dönemde. Filmin en bomba gerilim unsuru tabiki Damien’dı. Tekinsiz, korku verici bakışlarıyla Damien insanı tekbaşına korkutabiliyordu zaten.
Konu tabiki The Omen değil, Case 39. Ama The Omen’ı anlatıp, “işte onun kızlı hali” dersem zaten Case 39’u anlatmış olacağım için, Omen ile ilgili bir iki birşey yazmak istedim.
Case 39 benim adıma öncelikle bir yönetmen filmi. Filmin yönetmeni Christian Alvart, 2005 Alman yapımı, çok başarılı gerilim filmi Anti-körper ve 2009 Amerika-Almanya ortak yapımı bilimkurgu-gerilim filmi Pandorum’un yönetmeni. Özellikle Pandorum ile “artık takip edeceğim” yönetmenler arasına giren Alvart, 2009 yılı içerisinde iki film yapmış haberim yokmuş. İşte bu ikinci film Case 39.
Filmin bir diğer özelliği de Renée Zellweger’in ilk kez bir korku filminde oynamış olması. Bu sayede filmografisinde oynanmadık tür bırakmadı. Film günümüz Amerikasında geçiyor. Hayatını bir sigorta şirketinde çalışarak geçiren Emily Jenkins’in hayatı, bir gün üstünün elinde hali hazırda 38 tane iş varken 39ncusunu vermesiyle değişir. Gizemli dosya bu ya, esasında “üşeniyorum, o zaman yarın” fikriyatı ile kenara attığı dosya kafasına takılır ve dosyanın kapağını açmasıyla hayatına Lillith Sullivan girer. Uzun uzun filmin konusu yazmaya gerek yok.
Lillith, etrafında kötülüğün toplandığı bir küçük kızdır ve Emily’nin hayatını günden güne karartır.
Filmin gidişatı, dini arkaplanı hariç The Omen yolundan. Hatta köpek korkusu ile ilgili vahşet sahnesinde açık seçik bir gönderme var. Lillith Sullivan karakterini oynayan çocuk oyuncu Jodelle Ferland önce “ezilmiş” çocuk, ardından “normal hayatında mutlu” çocuk ve hemen ardından da “içinden sürpriz kötülük çıkan” çocuk rolünde, bir Damien kadar iyi değil. Bir kere bu üç ruh halinde de normal çocuk gibi göründü özellikle benim gözüme. Bir kaç sahnedeki görsel efektli surat haricinde hiç korkutamadı. Esasında film belli başlı bir kaç sahnesi dışında standart bir Hollywood korku-gerilim filminde öte bir şey yapmıyor zaten. Bu anlamda da yönetmenin 4 filmlik filmografisinde (birini henüz izleyemedim ama) bence en vasatı. Mevcut vizyonda olan diğer gerilimlerle karşılaştırılırsa eğer, bence vasatın üstünde.
Filmin ortalamanın üzerinde bir Hollywood gerilimi olduğu, ucunun ilerisi düşünülerek açık bırakıldığı ve en azından etrafımdaki izleyenler “iyiymiş” yorumları düşünüldüğünde devamının geleceğini tahmin ettiğim film türün seven bir çok kişi için keyifli 1-2 saat geçirtecektir.

0 fikriyat:
Yorum Gönder