Aslında bahsettiğim kitlenin bu isyanımın ne kadarına katılacağını da bilmiyorum ama ben artık çıldırmak üzereyim.
Şimdi biz elifimle 2001 yılından beri sosyal olarak Tango yapan insanlarınız -kimisi sosyal dansçı der ama "dansçı" sıfatı çok büyük bir sıfat bence, kazanılması için çok uğraş gerek- ve 2001 yılından beri ülkemizin festival düzenlenen, tango yapılan bir çok şehrinde bir şekilde milongalara -dans gecelerine- katıldık.
Bu zaman zarfında tango adına değişen çok büyük bir şey olmadı, yeni hocalar geldi, yeni tangocular yetişiyor, nuevocular -yenilikçiler, daha elektronik, klasikten daha uzak tangocular- tam da bizim tango yapmaya başladığımız dönemde baskın hale geliyorlar, etkileri tango dünyasını sarıyor gibi oluyor ama 2005 gibi etki azalmaya başlıyor, klasik dönem tüm gücü ile kaldığı yerden devam ediyor. Zaten bittiği, gittiği falan da yok. Hatta bazı çok önemli "nuevocu" olarak bilinen üstatlar, "yanlış yapmışız klasik abi, bokunu yiyelim affet bizi" diye klasik tangodan özür dilercesine açıklamalar yapıyorlar. (Burada bir sürü isim yazabilirim ama konuya zaten çok yakından alakalı değilseniz bir de isimlerle kafanızı ütülemek istemiyorum)
Bu zaman zarfında, hocalarımızla, eski dansçılarla yaptığımız sohbetlerden bildiğimiz ve yaşadığımız kadarıyla milonga gecelerinde eskiye oranla çok daha fazla "nuevo" sınıfına sokulabilecek elektronik parçalar, Astor Piazzola ve onun etkisinden devam eden müzisyenlerin "gerçek yeni tangoları", esasında tango olmayan ama tango ritmine uygun parçalar ile yeni Türkçe tangolar milongalarda çalınıyorlar.
Biz -elifim ve ben- gibi Eskişehir TangoTürk ekolünden gelen "hem eğlenmek hem de kaliteli zaman geçirmek" isteyen tangocular için bu "yeni" milonga ortamları bulunmaz nimetti. Çünkü hem eğleniyorduk, hem de klasik tangonun tadını bir arada yaşıyorduk. Milongalarda hem klasik tangolar çalınıyor, hem de "yeni" tangolar; elektronikler, -dans edemesek de- piazzola'lar, türkçeler çalınıyordu. "Milonga" adı verilen hareketli, neşeli klasik tango parçaları da o zamanlarda daha çok çalınıyordu. Demin de dediğim gibi, hem eğleniyorduk hem de kaliteli zaman geçiriyorduk.
Ama sonra bir şeyler oldu. Bir şehrin, bir hocanın, bir okulun veya artık kaynağını bilmediğimiz bir yerin "klasik iyidir, yeni öcüdür" fikriyatı yavaş yavaş büyük şehirlerde hangi milonga varsa sardı. 2009 yılında Antalya'da katıldığımız ilk dans gecesinde biraz önce tarifini yaptığım "hem eğlenceli hem de kaliteli" milongayı yaşamıştık. Uzunca bir sürede yaşadık ama sonra o da "klasik iyidir, yeni öcüdür" etkisine kapıldı. Ben ve benim gibi insanlar için tangonun çekiciliği baki kalsa da milongaların çekiciliği yerini "sıkıcı bir gece" çağrışımına bıraktı. Ülke çapında veya uluslar arası ün yapmış tango dj'leri -Antalya Tango Meeting sayesinde dinleme şansı bulduk- bile neredeyse karbon kopyalar gibi aynı künt playlistleri ile çıktılar karşımıza. Tanda dizilişlerine kadar birbirine benzeyen ve klasikten başka neredeyse hiçbir şeyin olmadığı "gıygıy" listeler. Çok sevdiğim tango müziği için bunları yazmak istemezdim ama bunları hissettirmeye başladılar bana. Milonga gecelerinde "milonga"lara bile 1 bilemediniz 2 tanda -aynı türden 4-5 şarkının ardı ardına çaldığı mini listeler- ayrıldı. 2011 yılına gelmemize rağmen elektronik tango müziklerine ise "hiçyer" ayrılmaya başlandı.
Bana öyle geliyor ki insanlar Tango yaparken eğleniyor gözükmekten utanıyorlar herhalde. Yani çıkarabildiğim tek sonuç bu. Normal bir haftalık milongada gecenin %80'inde klasik çalıp geri kalan %20'yi de Vals, Milonga ve tek tandalık - o da gece yarısını geçince- Elektroniğe ayırırsan; yaşadığın ülkenin neresi olduğunu unutup, çok da güzel eski yeni Tango parçaların olmasına rağmen Türkçe Tango çalmaktan özellikle kaçınırsan başka bir şey düşünmem mümkün olmaz. Bu bahsettiğim düzen İstanbul'dan başlayıp bir virüs gibi Tango yapılan şehirlere günbegün sıçradı.
Hatırlıyorum, Eskişehir'de okurken grup olarak bir İstanbul milongasına gittiğimizde "burası neden böyle Hocam?" diye sorduğumu hatırlıyorum. İşte o gün gördüğüm "Milonga Düzeni" bugün Tango yapılan belli başlı şehirlerdeki tango düzeni ile aynı. O düzen her yere yayıldı -bence bulaştı- ve etkisi gidecek gibi durmuyor.
Başkalarını bilmem de kendi adıma Tango, eskisi ve yenisiyle mükemmel bir dans. Klasik de vazgeçilmez, yeni de. Türkçesi de çok güzel İspanyolcası da İngilizcesi de. Her hangi birinde dans ederken öbürü aşağılamış veya yaptığımızı yüceltmiş olmuyoruz. Tango yapıyoruz sadece ve bunu kaliteli bir şekilde eğlenmek için yapıyoruz.
Son söze gelecek olursam; ben demiyorum ki "yeni" tangolar tüm milonga gecelerini kaplasınlar, hep onlar çalınsın. Ben diyorum ki klasiklere gecenin %80'ini değil de %60'ını ayırsanız da yeter. Biraz daha fazla milonga, biraz daha fazla hareket kalitenizden birşey eksiltmez. Herkesin yaptığını yapmak, her çalanın çaldığı gibi çalmak zorunda değilsiniz.
Sevgiler Tango alemi




