Kıs Kıs

  • Bir kaç girdi önce seri halinde yazdığım yazıların ardından (Bu, sonra bu, sonra bu) türlü ortamlardan çok can geri dönüşler yaşadım. Sevgideğer (bu ne demek lem?) zafromel'in blogundaki malüm yazılar olsun, arkadaş çevremden sevgideğer insanların "olm okuduk çok eğlendik lan" gibi geri dönüşleri beni fazlası ile memnun etti fakat en çok memnun eden şey tabiki Elifim'den geldi. Bir öğlen vakti kendisinin o güzel sesini duymak için aradığımda, kendisi gün içlerinde telefonu açtığı sesin aksine kıkırdak bi sesle açtı telefonu. Ki kendisi gün içinde işten yorulmuş, bunalmış bir ses tonu ile açar, çok çalışıyo benim bodurum. Neyse. Kıkırdayarak açtı telefonu, dedim "nooldu elifim?", dediki "hiiç, blogunu okuyordum altanım, kıs kıs gülüyordum" dedi. Dedi ya o anda çok mutlu oldum ben. En çok mutlu oldum. Seviyorum kendisini.
  • Ha ama sonra dediki sen benden niye kötü bahsediyosun? Dedim yok öyle bişi. Bi yazıda demişimki "ben çok film izlemek istiyorumda Elifim izin vermiyor" demişim onu diyor benden kötü bahsediyorsun diye.
  • Bill Compton, Edward Cullen'in ağzını yüzünü parçalar, kendisini yerle yeksan eder.
  • Sookie Stackhouse, Bella Swan'dan 10 kat daha güzel, 10 kere daha seksidir.
  • Yukarıda yazdıklarımı ekstra bilgiye gerek duymadan anlayan, anlamaklada kalmayan, bana bu konularda hak veren ilk kişiye sürpriz hediyelerim olacak. Kendilerini en can arkadaşlarım listesinde ilk 10'a sokacağım.
  • Facebook'taki test manyaklığı yeni noktalar vardı. Vakti zamanında kendimi "Sarı Kalpli bir Alman Ayısı" sanmama sebep olan ve bir müddet sonra çığrından çıkan test uygulamaları bir müddettir durulmuşlardı. Videolar liderliği ele geçirmişlerdi. Ama test uygulamaları yeni bir hamle ile öne çıkacak gibi. Facebook'taki yeni uygulamada kendi testini kendin yapıyorsun. E tabi için içinde kendin pişir kendin ye durumu olunca ilgi alaka yüksek. Birde durumun "serbest saçmalama" potansiyelini gazladığını göz önüne alırsanız, ben gibi eli acık blog tutan milyorlarca kullanıcının kendi testleri sizleri boğacağını şimdiden tahmin edebilirsiniz. Benle, zafro birer tane yaptık bile.
  • Bugün ortama düşen bir diğer test uygulamasının ekran resmini sadece paylaşmak üzerine yorum yapmak istemiyorum.
  • Buradan aygır arkadaşıma selam iletiyorum.
  • Yukarı bahsettiğim birbirini döven, birbirinden daha seksi olan insanlar ve vampirler Twilight ve True Blood'ın insanları ve vampirleri.
  • True Blood -bir tv dizisi olmasına rağmen- Twilight'ı s*ker atar afedersiniz.
  • Hayırlı perşembeler aygırlar.
Tepkiler: 


Çok Can Blog: springfieldpunx

http://springfieldpunx.blogspot.com/

Çok can bi blog kendisi. Türlü türlü fantazik -hayal ürünü- karakteri almış arkadaş simpsonlar modunda çiziktirmiş. Çiziktirmeyede devam ediyor anladım kadarı ile.

Gezilesi bir blog
Tepkiler: 


Ey Zafromel! O Sözler Boy Boy...

Kendisi, benim kendisi ile ilgili esasında övücü olan bir takım sözlerimi alıp başka taraflarından algılayan bi insan.

Ağlamaklı oldum evet. Ama neden oldum bi sor! Benki kendisini bir blog kardeşi olarak görmüşüm, sevmişim, yıllardır (oha) süre gelen bir blog bağımız var. Ben bundan dolayı ağlamaklı oldum, ben bundan dolayı bi hüzünlendim.

Ama sen ne anlarsın!
Ne anlarsın sen?
Anlarsın ne sen...

Bi kere her işin gücün yalan yanlış bilgiler vermek. Uğur Dündar hiçbi zaman isyan etmez tamam mı?


Ha bu arada eniştemgillerle konuştum, noter işini de halletim. Beni bu kadar sinirlendirmene rağmen genede yaptım bunları. 45 tl'lik ödeme işini cebimden yaptım. Bundan sonra aşağıdaki logoyu blogunun en uygun bi yerine koyacaksın. Yohusam anlaşmayı eniştem tek taraflı fesh edebilir. Sanırım edebilir.

YOBAZOĞULLAR Peynircilik, Züccaciye, Itriyat
İftiharla Sunar
Zafromel Saçmalamaları
Blogspot'ta, günün her saati.
Tepkiler: 


Geçen gene avdayız...

Geçen gün avda Bags Bani'yi yakaladıktan sonra av ortamları olsun, bizim arkadaş ortamları olsun çok acayip forsum oldu.

Yosemiti Sem geldi, Danıld Dak geldi şimdi adını unuttuğum bir sürü çizgi kardeşimiz gelip tebrik ettiler, el emeği göz nuru hediyelerini bıraktılar. İşte hayvanı yemlediler falan kafesindeyken.

Neyse efendim. Sonra bizim arkadaş ortamlarından ben gibi genç irisi bi insan var Serhan diye. Böyle boylu boslu. Benim gibi göbek irisi değil. Tavşanı gördü önce, ben izliyorum ama bakalım ne dicek diye. Baktı, baktı, baktı. Tanıyor hayvanı ama adını getiremiyor, kaşının gözünün oynayışından belli. Sormak istemiyor, dalga geçmiyim diye. "Bu ne lan?" dedi lakayıt bi şekilde. Dedim "Bags Bani, geçen pazar avladım." Şöle bi bana baktı sonra hayvana baktı. "Si*tir lan" dedi. Ben küfür etmeyi sevmem ama "si*tirdiğin yere mum diktir" diye çıkmış bulundu ağzımdan. "Olm hani beraber gidecektik lan ava, o kadar tüfenk aldım ben" dedi. "Gideriz Serhan'ım ya, dert ettiğin şeye bak. Ben o gün aradım cebin kapalıydı galiba" diye bi yalan patlattım. Serhan'da inanmadı, bende. Plan yaptık sözleştik, av gününü belirledik.

Ne avlamak istediğimizi, ne avlayacağımızı bilmeden çıktık yola. Benim Bags'ı indirdiğim mevkiye doğru geldik. Arada laflıyoruz falan tabi yürürken. Yok işte "Hacı geçen si*tir dediğim için özür dilerim, hata ettim" falan diyo bu, bende büyüklük ettim "önemli değil, aramızda bi götün hesabımı olur lan" dedim şakacı bi insan olarak. Yavuşak yavuşak gülerken bi ses geldi. Sese dikkat kesildik biz. Ben Serhan'a sessiz ol işareti yaptıkça Serhan "o ses neydi lan" diye bağırıyo. "Olm bak ikimizdede tüfenk var, allama indiririz haa" diye çalılıklara, ağaçlıklara bağırıyo. Tuttum kolundan, oturttum, fısıldayarak "olm avdayız lan, ne bağırınıyon, kaçırıcan hayvanı" dedim kulağına, o an kafa bastı.

Bir iki dakika sessizce oturduk, bekledim ki tekrar gelsin hayvan. Ve sonra gene aynı ses, Serhan gene bağıracak oldu, o an ağzını kapadım avuç içimle. İşaret parmağımı, büzdüğüm dudaklarıma dokundurarak "sus" işareti yaptım. Kafamı yavaş yavaş çıkardım. Tek bir avla, bu kadar derinlemesine bir avcılık becerisini kazandığımı görmek beni bile şaşırtıyordu. Kafamı çıkardım ve gördüğüm şey karşısında korkayım mı, güleyim mi, nostalji mi yaşıyayım bilemedim. Gördüğüm kocaman boz bir ayı idi. İlahi bir adalet gibi, "İki ayı ava çıktınız alın size ayı" dercesine, şakamtırak bir durumdu.

"Ayı var olm" dedim dudaklarımı oynatarak. Serhan "ne diyosun anlamıyorum" dedi yüksek sesle. O anda ayı Serhan'ı duydu ve bulunduğumuz tarafa doğru yürüdü. Bildiğiniz ayı. Serhan'ın merakla kafayı kaldırması ve üzerimize gelen ayıyı görmesi bir olunca, Serhan'ın topluyarak kaçmaya çalışması bir oldu. Ama ben kaçmadım. Tüfenkimi doğrulttum ve ayının iki kaşının tam ortasına nişan aldım. Tam tetiği çekecektim ki arkamdan bi taş omzuma çarptı. Bi ikinci taş geldi, yanımdan geçip aynın suratına çarptı. Bi baktım arkama korkudan ne yapıcağını bilemiyen Serhan tüfenki yere bırakıp ayıya taş atıyordu, arada da eline gelen kozalakları fırlatıyordu. Sinirlenen ayı iki ayağı üstüne bi kalktı, kalkış o kalkış. Serhan beni omzuna alsa o kadar büyük olmayız. O kadar inanılmaz bir büyüklüğü var idi.

Zaman durmak zamanı değil Altan dedim kendime kedime ve sinirle ayağa kalkan ayının önce karnına, sonra da apış arasına iki el ateş ettim. Ayı yere yığıldı. Eli kolu hala oyanayan ayının bide kulağının arkasından patlattım, ama uzaktan, yaklaşmaya tırstım açıkcası. Ayı öldü.

Ayı ölür ölmez Serhan fotoğraf makinesi çıkardı ve sanki kendi çok iş yapmış gibi aynın ölüsü ile fotoğraf çekti. Sonra beni çağırdı fotoğrafa. Gördüğünüz foto ikinci foto işte, beraber çekildiğimiz.

Bir daha Serhan ile ava çıkmak mı? Asla.
Tepkiler: 


Me llamo Lopez

Ben ispanyol olarak dünyaya gelseydim eğer adım Lopez olurdu. Gibi geliyor bana. Yani ne bilim, Lopez bana giderdi sanki, yakışırdı. Lopez bana olurdu.

Eğer öyle olsaydı, kesin böyle olur idi...

Sizinle tanıştırmak istediğim iki yüce şahsiyet var. Şakir eniştem ve hanımı Melahat hala.

Kendileri dünyanın en güzel insanlarından ikisileridir. Özellikle Şakir eniştem o muhteşem gülüşü ile insanları kendisine ve kedisine hayran bırakır. Dişlerine gösterdiği özen ise ortada galiba anlatmaya gerek yok. Vakti zamanında Tarık Akan'ın kankası olan Şakir eniştem saçlarını Tarık Akan gibi yapmaya yeltenmiş ama eniştemin saçlar aslında dalgalı ve sık olduğundan ortaya fotoğraftaki sonuç ortaya çıkmış. Zaten fotoğraftan sonra rasta yaptık eniştemin saçlarına.

Melahat halam ise gördüğünüz gibi Şakir eniştemin aksine dişlerine hiç bakmayan, kahve sigara kahve sigara dişlerinin anasınıs*ken bi kadıncağızdı. Çok iyi, çok sevecen bi kadındı ama biraz aptaldı Melahat hala. Ama çok iyiydi yaa. Aptaldı bide.

Bizim ailenin en güzel çifti idi Melahat ve Şakir çifti. Birbirlerini buldukları günden son günlerine kadar ayrılmadılar hiç. Melahat halam özellikle Şakir eniştemin dişlerine ve gözlerine hastaydı. Birazda aptaldı ama.


Sizinle paylaşmak istediğim bir fotoğraf daha var. Geçen gün bi ava gideyim dedim. Ben öyle çok sevmem avlanmak falan, bilmem de ama dedim bi gideyim. Nedense. İçime doğmuş. Bugs Bunny'yi (Tavşan Banni) yakaladım lan. Kendimi Yosemiti Sem gibi hissediyorum şu an. Resmen Bags Banni'yi yakaladım. Olm şuna bakım hayvan gibi. Hayvan gibi hayvan hatta.


İspanyol olsam benim adım kesin Lopez olurdu, soy adımda Amarillo olurdu ha! Neden amarillo? Bunu bi sor bakalım kendine cevabını bulabilecek misin?

Bu nasıl mizah anlayışı? Bu nasıl bi blog yazısı? Hiçbi amacım yok resmen.
Tepkiler: