Be Hey Dürzü

Cumartesi, Kasım 14, 2009

Be Hey Dürzü

Ne ararsın TANRI ile aramda!...
Sen kimsin ki orucumu sorarsın?
Hakikaten gözün yoksa haramda
Başı açığa niye türban sorarsın?

Rakı, şarap içiyorsam sana ne?
Yoksa sana bir zararım, içerim.
İkimiz de gelsek kıldan köprüye,
Ben dürüstsem sarhoşken de geçerim.

Esir iken mümkün müdür ibadet?
Yatıp kalkip ATATÜRK'e dua et.
Senin gibi dürzülerin yüzünden,
Dininden de soğuyacak bu millet.

İşgaldeki hali sakın unutma.
ATATÜRK'e dil uzatma sebepsiz.
Sen anandan yine çıkardın amma
Baban kimdi bilemezdin şerefsiz.

Mutlu Çelik


- Tofit'in uyarısı ile eser sahibinin adı değiştirilmiştir. O zaman, kalemine sağlık Mutlu Çelik diyoruz. Kafiyeli gibi.

Charlie Chaplin Matrix'i Çekseydi

Salı, Kasım 10, 2009

Her gün mutlaka bir doz girdiğim şahane-ül mükemmel film blogu FilmSlash'tan bir çalıntı:

Bir rus televizyonunda elemanlacıoğulları oturmuşlar "Chaplin Matrix yapsa nasıl olurdu?" diye geyik çevirmişler. Pek bir hoş olmuş. Tavsiye edenziyeri.




afiyet olsun.

Kıskanmak

Çarşamba, Kasım 04, 2009

Selamlar.

Esasında yazı yazmak benim işim değil. Yazı konusunda hala amatör bir blogcudan öte birşey değilim. Tam bu yüzden dolayı yazıları sürekli mizahi ve geyik soslu şekilde yazıyorum. Böyle felsefik, derinlemesine ve etkilyici hele de özellikle dokunaklı yazılar hiç bana göre değil.

Ama son günlerde bir kaç durum varki yaşanan ve bu durumları yaşayan insanlar, işte onları resmen mutlulukla kıskanıyorum. Ve bunu onlarda dahil okuyan 3'ün üzerindeki okuyucum ile (4) paylaşmak istedim.


Hindistandaki Adam
Bir kaç yazıdır bahsettiğim bir blog ve o blogu yazan bir dostum var. Bu dostumun hayatının son birkaç yılı ve şu anda olduğu nokta anlatılası, övülesi bir hikaye.

Gençliğinin en umut dolu döneminde kötü bir hastalığın pençesine (pençe dokunaklı yazı varsa gerçekten olmazsa olmaz klişe imiş) düşen ve bunun ardından planları biraz yön değiştiren dostum bu kısa süreli tökezlemeyi bir miktar ruhani sıyrıkla bir miktar "tekrar ayaklanmak için" gerekli ticari girişimden sonra borçla kapattı. Evet bu sırada benim ve diğer dostlarının da sürekli kendisine söylediği gibi yanlış geçirmişti ama genede hayata olan bağını hiç koparmadı. Doktorun dediği gibi yemedi öğünlerini belki ama güldü hep. Neyse ayrıntıya gerek yok. Ardından, bir sürü çaba ve uğraşının ardında tamamen düzlüğe çıkmak için kendisini kanalize ettiği zaman o tipsiz hastalık tekrar buldu dostumu. Ama o bu sefer antremanlıydı ve sırtını daha çabuk yere vurdu hastalığın. Ve işte tüm bu olanlar sırasında yaşadığı hayatın tadını tam olarak alan bu adam uzun süre önce kafaya koyduğu yolculuğua çıktı. Yol evi oldu kendi deyimi ile.

Burada kıskandığım onun geçirdiği evreler değil tabi. Kıskandığım yaşadığı onca şeye rağmen hep gülebilmesi ve amaç olarak tutunduğu şeyleri hiç bırakmaması.

Ha bi 1001 film hedefi vardı ama bu tarz küçük hedeflerde çabuk sıkılan bi insan kendisi o ayrı. Galiba büyük mücadelere alıştığı içindir.


Arjantindeki Adam
Yıl 2001. Üniversiteye kayıt oldum ve Hindistandaki Adam'da içlerinde olmak üzere bir kaç arkadaşın ısrarı ile dans kulübüne kayıt oldum. Burada tanıştım üniversite yıllarımın bana kazandırdığı en güzel dostlarımdan birisi ile. Uzun saçları ve gerçektende hiç yakışmayan tipsiz bıyığı ile gariptirki şirin duruyordu. Minyon bir İzmir erkeğine yakışan şekilde. Efenim gel zaman git zaman arkadaşlığımız büyüdü, canlandı. Milongaları, tangoları, dansı, keyfi ve güzel anları paylaştık onunla.

"En iyisi olmalıyım" dedi bir gün konuşurken. "En iyisi olmak için çalışmalıyım". O gün kafaya koymuştu yapacağı şeyi. Zaman geçti, geçtikçe dostluğumuz sağlamlaştı. Açıkcası gerçekten zorluk bakımından çok tırt bir bölümde okumuştu. Kendisinin sınav sorularını ben hazırlıyordum; "Aşağıdakilerden hangisi kaçıncı kattadır?" gibi sorulardı. İşte zamanında dalga geçtiği o okul dostumun hedefinde kendisine çok yardımcı oldu. Tam 2 yıl boyunca denizdeydi. Gerçekten zor bir işte hedefini gerçekleştirebilmek için yılmadan çalıştı.

Ve sonunda hedefinin ilk ayağında Arjantine gitti ve gidişi o gidiş. Dostum o günden beri çok az geldi Türkiye'ye. Çünkü çok yoğun. Çünkü ondan ders almak isteyenler onu ülkelerine çağırıyorlar. Çünkü o amacında kocaman ve doğru adımlarla gezip duruyor ülkeler arasında. Arjantindeki Adam dedim ama şu anda nerede olduğundan emin değilim mesela.

Kıskanıyorum çünkü gerçekten amacı uğrunda bu kadar kendinden veren bu kadar çabalayan bir adam daha görmedim. Şu anda sahip olduklarını ve gelecekte sahip olacaklarını hakettiği için kıskanıyorum.


----
İşte bu iki dostumu gerçekten mutlulukla kıskanıyorum. Var mı bu duygunun bir adı?

Bi Süredir Yoktum

Perşembe, Ekim 22, 2009

  • Evet bir süredir kendimi gelecekte olmasını istediğim ehliyetimin emrine adadım. Tıpkı bir inek gibi sürücü kursundaki tüm derslere gittim. Testleri çözdüm, çıkmış sorulara hala çalışmaktayım. Kendimi adadım resmen.
  • Birde naçizhane ikinci el bir aldık (maaşaallah diyin, allah kazasız belasız kullandırsın, ağız tadi ile, diyin lütfen) onunda bir takım işleri var malüm. Ama bu bir takım işlerin yüzde doksanını elifim yaptı, yapıyor onu da belirteyim.
  • Bir de ayrıca şu söylemekte hiçbir beis görmüyorum ki myspace'in profil sayfalarından tam manası ile nefret ediyorum. O sayfaları tasarlıyanların, o hareketli resimleri sağa sola inanılmaz bir dağınıklılıkla atanların, hareketli parıltılı o animasyonvari şeyleri yapanların toptan, topluca güzel Allahım belalarını versin. İnternette tasarıma adına bir katliam varsa eğer orada myspace en önde bayrak sallayandır.
  • Efendim şimdi benim gündemimde -ailecek gündemimizde- arabadan başka birşey olması imkan dahilinde değil zaten. Ama bir an durup düşünüyorum, kendime bakıyorum şöyle bir aynada, "Lan" diyorum "26 yıldır umrunda olmadı bu bok, bugün değişen nedir?" ve birden kendime cevap verirken buluyorum sevgili kendimi: "Antalya'nın köylü mantığı ile işleyen toplu taşıma sistemidir hacım" diyorum.
  • Deezer diye bir çevrimiçi müzik sitesi var (online demedim inadına). Orası güzel bi yer. Girin bakın. Hoşlanabilirsiniz. Türlü türlü müzik var, genişçe bir arşivi var. Resmen var.
  • Ben bu tarz sitelere girdiğimde önce "Tango" yazarım arama kutucuğuna. Acaba yeni tango parçaları var mı şu güzel dünyada, bunu öğrenmektir amacım. Sözü dolandırmaya hiç gerek görmüyorum. Bu siteye girdim ve hemencecik yazdım "tango" deyi. Gelen sonuçlar beni tango adına hiç tatmin etmedi fekat beni yeni bir şarkı ve şarkının sahibi bir grupla tanıştım: Kontrust ve yeni albümleri Time to Tango'nun çıkış şarkısı Bomba.
  • Evet işte size şarkının youtube linki.
  • "Ayy ben bu şarkıyı yeriiim, çok sevdim bunu" diyen bir kişi iseniz alın size ulu indirme linki. Afiyet olsun.
  • Bir süredir yoktum (blog aleminde) ve bu olmadığım zaman zarfında üniversitenin bana kazandırdığı en değerlin insanlardan olan, çok kıymetli ayım Emre Özkan en sonunda yıllardır istediği Hindistan yolculuğuna çıktı. Bitek Hindistanla kalsa iyi bir sürü yere gidecek herifçioğlu. Eğer ki siz de yol hikayelerini seven bir insansanız buyrun Emre'nin yol güncesi: Yol Benim Evim. Logosu hazırlıyorum, birini beğenirse kullanacak :D
  • Birde bir müddettir 30 Rock izliyorum. Üst üste kazandığı Emmy ödüllerinin ardından meraktan indirdim. Şu anda 3ncü sezonu izlemekteyim. Çok az bölümünde kahkaha ile güldüm ama her bölümünde sırıtıyorum. Onun farkındayım yani. Özellikle Kenneth karakteri 10 numero bir karakter. Dizinin kalitesi ve iyiliği de aslında, yayınladığı kanal olan NBC dahil tüm televizyon dünyasına hem veripveriştirmesi hem de taraf olması. Garip bir tanım ama öyle.
  • Evet, sevgili arkadaşım (başkası var mı ki okuyan?) bir sonraki yazımda umarım yazılı sınavları adam gibi vermiş, direksiyon sınavına hazırlanan bir adam olarak yazarım. Hayır ve başarı dualarınıza talibim. Kendinize iyi bakın.

Yeni

Cumartesi, Ekim 17, 2009

Gece yatarken en son ona, sabah kalktığında da ilk ona bakıyorsan eğer ya evlenmişsindir arkadaş ya da yeni araba almışsındır. :D